EROL ZAVAR’A YAŞAMA HAKKI KOORDİNASYONU’NDAN EŞ ZAMANLI BASIN AÇIKLAMALARI
11 Mayıs 2009 Basından | Yorum Yok »



(9 Mayıs, İstanbul)


(9 Mayıs, İzmit)


(9 Mayıs, Eskişehir)

(9 Mayıs, Ankara)
Erol Zavar ve Hasta Tutsaklar için 9 Mayıs Cumartesi günü İstanbul, Ankara, Eskişehir, İzmir, İzmit, Adana, Sivas-Divriği gibi çeşitli illerde eş zamanlı olarak basın açıklaması ve eylemler düzenlendi;
BASINA ve KAMUOYUNA,
Cezaevlerinde yıllardır yaşanan sağlık sorunları biliniyor. Yöneticilerin “çözüm” çağrılarını duymazdan gelmesi bu gerçeği ne yazık ki değiştirmiyor. Ağır hasta tutsakların yaşam savaşında, yenik düşerek bizlere veda edenler oluyor. Sağlık raporları ve acil çağrıların sık sık yapıldığı onca hasta tutsak için zaman giderek daralıyor.
Bugün yine buradan tecride karşı dayanışma çağrısında bulunacağız. Hasta tutsakların yaşaması için özgürlük çağrısında bulunacağız. İçlerinde durumu en ağır olan Erol Zavar için bir kez daha yetkililerin işitme konusundaki direncini aşma umudu ile haykıracağız.
İşte Erol’un hikayesi: Erol Zavar 10 yıldır “Mesane Kanseri”. 2001 Yılbaşı’nda gözaltına alındı ve yaklaşık 8,5 yıldır da ‘müebbet hükümlüsü’ bir devrimci tutsak olarak F Tipi tecritte.
Erol, 1999 yılında kanser teşhisiyle ameliyat edildi. Ameliyat sonrası, iyi bakım ve sürekli kontrollerinin yapılmaması halinde, sağlığının tehlikeye gireceği doktorlarınca vurgulandı.
İlk 15 ay hastalıkta herhangi bir yineleme gözlenmemesi üzerine hekimlerinin oldukça umutlu konuşmaya başladığı bir dönemde, 2001 yılının soğuk bir Ocak günü Ankara’da Terörle Mücadele Şubesi polisleri tarafından gözaltına alındı Erol Zavar.
İşkencelerden geçirildi… Gözaltı sürecinde iki kez hastaneye kaldırıldı… Üniversite hastanesine sevk edildiği halde tekrar işkenceye alındı. Erol Zavar’ın; stres etkenlerinin hastalığın seyri açısından yaratacağı risk dahil, sağlığı ile ilgili bilgiyi paylaşmasına karşın ‘uygulama’ değişmedi. Zaten Erol’un amacı da; “Bilmiyorduk!” mazeretini sorgucularının elinden almaktı. 17 Ocak 2001 tarihinde çıkartıldığı Ankara DGM tarafından tutuklanarak Eskişehir Özel Tip Cezaevi’ne gönderildi.
Üç yıl boyunca cezaevi yönetimi 3 ayda bir yaptırılması gereken sistoskopiyi engelledi. ‘Dışarıdaki’ doktorları sistoskopik incelemelerin periyodik yapılması durumunda riskin asgari düzeye ineceğini söylemişken, Erol Zavar’ın muayene talepleri 37 ay boyunca adeta aspirin verilerek geçiştirildi. Dışarıdan oluşturulan basıncın da etkisi ile Edirne’ye sevk edilmesi 2004 Şubat’ını buldu. Kanser 1 de değil tam 5 adet ve her biri oldukça büyümüş tümörler biçimde tekrarlamıştı. Hastalığın nüks tarihini kesin biçimde söylemek mümkün olmasa da Erol’un bildiği ve uyardığı belirtiler nedeni ile 2004’ten epey önce olduğu açık. Yani kabul edilemez bir ihmal söz konusu.
O günden bu yana geçen 5,5 yıla yakın süre içerisinde, Erol; 50’yi aşkın yeni kanserli tümörün saptandığı 20 ameliyatı geçirdi, ayrıca safra kesesi alındı.
Erol Zavar hakkındaki ilk Kampanya 2004 Yılı’nda “Tecrit Öldürür; Dayanışma Yaşatır”, “F Tipi’nde Mesane Kanseri – Sağlığı Yaşamı Tehlikede, Erol Zavar’a Özgürlük” adı altında başlatıldı. 2005 yılında ise “Bu Işık Sönmesin, Erol Zavar’a Özgürlük” çağrısı ile devam etti. 2006 yılında Erol Zavar’a Yaşama Hakkı Koordinasyonu oluşturuldu.
2008 Temmuz başında Ergenekon Soruşturması’ndan tutuklu olan Kuddusi Okkır’ın apar-topar tahliye edilmesinin hemen ardından kanserden ölmesi; F Tipi cezaevlerindeki insanlık dışı ve sağlıksız koşulların kamuoyunda algılanmasında oldukça etkili oldu. Bu gelişmeler yaşanırken Erol Zavar’a Yaşama Hakkı Koordinasyonu İstanbul milletvekili Ufuk Uras aracılığı ile “Erol Zavar’ın tedavisinin uygun koşullarda sürdürülmesi için tahliye talebini” Cumhurbaşkanı’na iletti. 13 Eylül 2008’den beri de Cumhurbaşkanı’nın kamuoyu önünde söz verdiği gibi, Erol ve diğer hasta tutsakların dosyalarını bizzat inceleyip bir karara varması gündemdeydi. Bilindiği gibi bu konuda henüz bir gelişme olmadı.
Son olarak TTB’nin Erol Zavar’ın sağlık durumu ile ilgili dosyayı inceleyerek ‘Cezaevinde tedavisinin mümkün olup olmadığı’ sorusuna yanıt aradığı Değerlendirme Raporu’nun tamamlanarak, başvurucular olan Elif Zavar ve ÇHD’ye teslim edilmiş olduğu biliniyor. Önümüzdeki günlerde Erol Zavar’a Yaşama Hakkı Koordinasyonu bu son gelişmeler ışığında tekrar Cumhurbaşkanı ile görüşme sağlayacak.
Dayanışma; kendinde insanlığı ve insanlıkta da kendini keşfederek, geliştirerek, birlikte özgürleşme eylemidir. O halde;
Haydi, Erol Zavar ve Tüm Hasta Tutsaklarla Dayanışmaya!
Tecrit Öldürür, Dayanışma Yaşatır!
Erol Zavar’a ve Hasta Tutsaklara Özgürlük!
09.05.2009, EROL ZAVARA YAŞAMA HAKKI KOORDİNASYONU




